Advert
Advert
Advert
ORTADOĞU KARİNESİ 2

ORTADOĞU KARİNESİ 2

Bu içerik 975 kez okundu.
Reklam

2.1-Irak


   Irak, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Türkiye’nin büyük önem verdiği sınır komşusudur. Etnik ve mezhepsel olarak farklı toplumsal kategorilerin oluşturduğu; yeraltı doğal kaynaklarca zengin yataklara sahip bir ülkedir. Bu özelliği nedeniyle gelişmiş sömürgen ülkelerin tarih boyunca ilgisini çeken, bu nedenle önemli sorunlara kaynaklık etmiş bir konumdadır. İslam toplumları arasında ilk mezhepsel ayrışma tohumları bu topraklarda yeşermiş tüm İslam coğrafyasına Irak’tan yayılmıştır. İlk mezhepsel ayrışma Hz. Peygamberin yakını ve damadı Hz. Ali’nin Halifeliği döneminde başlamıştır. Ali’nin büyük oğlu Hz. Hasan, Muaviye tarafından zehirletilmiş; Diğer oğlu; Hz. Hüseyin ve yakınları, Muaviye ve oğlu Yezid ordularınca bu gün Şiiliğin kutsal merkezi sayılan Kerbela’da acımasızca kurulan tuzakla öldürülmüş; bu olayla İslam toplumlarında ilk ayrışmanın tohumları ekilmiştir.

   24 milyon nüfusa sahip olan Irak, dokuz etnik gruptan oluşmaktadır. Araplar % 73, Kürtler % 20, Türkmenler % 3, diğer gruplar % 4 oranında bir dağılım gösterir. Dinsel yapı ise % 95 Müslüman, Hıristiyanlar % 3,5, Yezidiler ve diğerleri % 1,5 oranında dağılım gösterir. Mezhepsel dağılım ise Şii Müslümanlar % 54, Sünni Müslümanlar % 41 oranındadır. Kürtler kuzeyde, Türkmenler Musul, Kerkük, Erbil, Süleymaniye’de; Şiiler ise güneydedir,  Birinci Dünya Savaşı sonrası son Osmanlı Mebusan Meclisi, “Türk nüfusun yoğun olduğu iller ve Mondros Ateşkes Anlaşması’nda Türk askerinin denetiminde bulunan yerler ilkesine” dayanarak, 28 Ocak 1920 tarihinde aldığı kararla Musul, Kerkük, Süleymaniye yörelerini Misak-ı Milli sınırları içine almıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrası Lozan görüşmelerinde bu bölge anlaşmada “Anlaşma sağlanamayan maddeler ” statüsüne alınarak, İngiltere ve Türkiye arasında ikili görüşmelere bırakılmıştır. İki ülke arasında anlaşmazlık durumunda Milletler Cemiyeti’nin ortaya koyacağı çözüm benimsenecektir. Bu dönemde bölge İngiltere’nin işgali ve mandası altındaydı. İkili görüşmelerde İngiltere var olan yapının sürmesini istedi. Milletler Cemiyeti aynı yönde karar verdi. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın önderi Atatürk; Milletler Cemiyeti kararını tanımadığını açıkladı. Bu kararın, ileride Irak’ın bağımsızlığının tanınması koşuluyla Türkiye tarafından tanınacağı ilan edildi. Bu yaklaşım, aslında İngiltere’nin bölgeden çekilmesi isteğiydi.

   Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk, Doğu Cephesi güvenceye alındıktan sonra Batı Cephesi ile yoğun olarak ilgilendiği dönemde Irak’ın kuzeyine, yakın ilgisini sürdürmüştü. Bölgeyi askeri bir harekâtla sınırlarımıza katmak için hazırlıklar yapıldı. Önce, Özdemir Bey komutasında oluşturulan gayri resmi bir milis birliği hazırlanarak gizli bir operasyonla Kuzey Irak’a gönderildi. Bu birliğin görevi, yöre aşiretlerini ve halkı örgütleyerek bölgenin İngiliz işgalinden kurtarılmasını, Türkiye sınırları içine alınmasını sağlamaktı. Yüz kişiden oluşan birliğin çalışmaları sonucu büyük başarılar elde edildi. Önemli Kürt aşiretleri İngiliz işgaline karşı Türk birliğine destek verdiler. Yapılan savaşlarda birçok bölgeden atılan İngiliz birliklerinin, onlarca uçakla hedef gözetmeden sivil halka havadan bomba yağdırması sonucu amaca ulaşılamadı. Daha sonra Kurtuluş Savaşı’nın Kurmay Heyeti Misak-ı Milli’yi tam olarak gerçekleştirme, Irak’ı sınırlarımız içine alma planını düzenli ordu ile uygulamak üzere Kazım Karabekir Paşa’ya görev vermek istedi. Karabekir Paşa bu görevi kabul etmeyerek barışçıl yollarla çözüm bulunması önerisinde bulundu. Çünkü İngilizler bölge üzerindeki çıkarlarını yaşamsal önemde görüyorlar, sürekli karadan ve havadan askeri yığınağı artırıyorlardı. Bunun üzerine Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak Paşalar ortak bir işgal planı hazırlayarak Kuzey Irak’ı almak istediler. Plan gereği, askeri bir manevra ile sınırlar aşılarak Kuzey Irak, bir olupbitti ile kan dökmeden ülke topraklarına katılacaktı. Bu planı uygulama görevi Mareşal Fevzi Çakmak Paşa’ya verildi. Ancak, hava filolarıyla bölgeyi sürekli denetim altında tutan İngiliz güçlerinin bombardımanı bu manevranın da başarıya ulaşmasını engelledi. Türkiye birçok kayıpla geri çekildi.

    Türkiye’nin Misak-ı Milliyi tam olarak gerçekleştirme yolundaki ısrarı karşısında bölge halkını çeşitli vaatlerle yanına çekmeyi başaramayan İngiltere, Türkiye’nin derinliklerine el atarak hem yeni aydınlanma sürecini hem uluslaşma sürecini baltalamak amacıyla gerici ve bölücü içerik taşıyan Şeyh Sait Ayaklanması’nı tertipledi. Ayaklanma kısa sürede bölgeye yayılarak genişledi. Güçlükle bastırılan isyan sonrası 1926 yılında yapılan Ankara Anlaşmasıyla Kuzey Irak İngiltere’nin denetimine bırakıldı.

Sürecek..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
ÇALIŞANLAR DİKKAT! 1 0CAK’TAN İTİBAREN KESİNTİ OLACAK…
ÇALIŞANLAR DİKKAT! 1 0CAK’TAN İTİBAREN KESİNTİ OLACAK…
BALIK FİYATLARI TAVAN YAPTI
BALIK FİYATLARI TAVAN YAPTI