UĞURLAR OLSUN


Bu makale 2017-01-25 16:52:24 eklenmiş ve 422 kez görüntülenmiştir.
Burhan KURMALI

  Bir Pazar sabahıydı. Kar altındaydı Ankara. O meşum bomba Uğur Mumcu’yu yaşamından etti. İnsanlık düşmanları ülkenin ender yetiştirdiği bir fikir insanını aramızdan aldı. Yirmi dört yıl geçti. Bu yirmi dört yılda anıları hep içimizde kaldı Uğur Mumcu’nun…

   Yazdığı onlarca kitap, gazetede sayısız köşe yazılarıyla düşünce ve fikir dünyasının kıdemlileri arasındaki yerini hep korudu. Kimsenin kuşkusu olmasın, sonsuza dek de devam edecek…

   Yazılarında, kitaplarında ne dediyse hepsi de ülkemizin acımasız gerçekleriydi. Terörü, terör odaklarını barındıranları, besleyenleri, kaçakçıları, özellikle de silah kaçakçılarını her fırsatta dile getirirdi. Özellikle de dini alet edip, insanlarımızı bölmeyi amaç edinen din tacirlerini de amansız bir biçimde eleştirmişti.

   Gelinen noktada görüyoruz ki, ülkemizin başındaki terör belasının neredeyse yarısı, dinimizi kendilerine maşa yapanlar oluşturuyor. Ve amaçları uğruna da yapmadıkları zulüm kalmıyor. Meğer ne kadar doğruymuş anlattıkları Uğur Mumcu’nun. Keşke memleketimizi idare edenler onun dediklerini kulaklarına küpe etselerdi de bu zamanları yaşamasaydık.

   Işıklar içinde yat Uğur Mumcu! Unutmadık, unutturmayacağız…

   OHAL tarafından yasaklanan toplantı ve gösteri yürüyüşleri nedeniyle Uğur Mumcu’yu Devrek’te 24 Ocak Salı günü meydanda anamadık. Keşke yetkililer, izin verselerdi. Onu anamamış olmamız, fikir ve düşüncelerini bertaraf etmek anlamına gelmiyor herhalde değil mi?

   Mecliste üç yüz otuzdan biraz fazla oylarla kabul görüp referanduma taşınan Anayasa maddeleri, cumhurbaşkanının da onayıyla tahminen nisan ayı gibi halkoyuna sunulacak. Ve artık gün gibi meydanda ki, halk, ikiye bölünecek. Bir bölümü gerçekte adı başkanlık olan sistem değişikliğini kabul etmeyecek, diğer bölümü de kabul edecek. Kabul oyları seçmen sayısının yarısından bir fazla bile çıksa, yasa halk onayını almış sayılacak. Garip bir durum değil mi?

   Başkanlık sistemini kabul etmeyenler, yasa çıktıktan sonra ister istemez uyacaklar çıkan yasalara. Kısacası ülke artık parlamenter sistemle değil, tek adamın atadığı vekillerle ve iktidarla yönetilecek. Yani o ne derse o olacak. Peki, bu durumun, padişahlıktan farkı ne? Tek farkla ki, bu sistemde padişah da seçmenlerin oyuyla belirlenecek…

   On sekiz yaşındaki seçmenlere, seçilme hakkı da tanınıyor referanduma götürülen yasada. Ağlasak mı, gülsek mi? Yahu o yaştaki genç, henüz üniversite yıllarında. İstikbalini bile sağlaya-mamış! Hangi olanaklarla aday olup da vekil seçilecek?

 

   Anlaşılan o ki, ülkenin vekil olup da zengin olanları, kendi çocuklarını da vekil seçtirip saltanatlarını sürdürecekler. Garibanın çocuğunun, fakir fukaranın çocuğunun vekil olabileceğine inanıyor musunuz siz?  

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Bölge Haber gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
DÜNYA
E-sgk
Avrupa Haberleri