MADDE YEDİ


Bu makale 2017-03-06 16:34:25 eklenmiş ve 355 kez görüntülenmiştir.
Burhan KURMALI

   Maddeyle, cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisiyle ilişiğinin kesilmesine yönelik düzenleme kaldırılıyor. Böylelikle doğrudan halk tarafından seçilen ve siyasal bir kişilik olan cumhurbaşkanının, partisiyle ilişkisinin kesilmesine dair hükmü yürürlükten kaldıran ilga normunun, halk oylamasında kabulü akabinde yürürlüğe girmesi anında bir siyasi partiyle ilişki kurması mümkün hale getiriliyor.

   Siyasi partiye üye olan Tek Adam, ayı zamanda partinin genel başkanı da olabilecek. Herhalde partili Tek adam olunca, başkanının da Tek Adam olması kadar doğal bir durum yoktur değil mi?

   Partili Tek Adamın, tüm yetkilerle ülkeyi idare etmesi, tarafgirliğinin tavan yapması, ülkede bölücülük değil de nedir?

 

                                                     MADDE SEKİZ

 

   Düzenlemeyle, Anayasanın "cumhurbaşkanının görev ve yetkilerine" ilişkin maddede değişiklik yapılıyor ve cumhurbaşkanına, "devlet başkanı" sıfatı getiriliyor. Devletin başı olan cumhurbaşkanına, yürütme yetkisi de veriliyor.

   Cumhurbaşkanı, "devlet başkanı" sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil edecek, anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını sağlayacak. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü TBMM'de açılış konuşmasını yapacak. Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verecek.

   Cumhurbaşkanı, kanunları yayımlayacak ve kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderecek. Kanunların, TBMM İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açacak.

   Bütün bunları Tek Adam yapacak da, herhangi bir suç durumu karşısında TBMM’nin gensoru verme, soru sorma gibi bir hakkı bulunmuyor. Dolayısı ile Tek Adam yönetimi ülkede istediği gibi idare etme hakkını elde etmiş oluyor.

   Bu sekiz madde bile, ülkemizin “evet” oyu kullanıldığında ne kadar büyük bir olumsuzlukla karşı karşıya geleceğinin bir göstergesidir. Ülkede bulunan yüzde onluk bir zengin tayfanın yüzde doksanlık bir orta halli, yoksul ve sürünen millete tahakkümüdür bu durum. Yani, ekonomi kendisini zengin olan yüzde ona göre düzenleyecek. Ki, yoksulun sırtından doyanlar, keselerini doldururken, sırf ekonomi düzelsin diye kemer sıkma yine zavallı yüzde doksan halka düşecek. Refah payından yüzde on alabildiğine yararlanırken o yüzde doksana kedinin ciğere baktığı gibi bakma hakkı verilecek bol bol.

 

   Düşünün hele yat sahipleri mazotu bir buçuk liraya kullanırken çiftçilerimiz dört buçuk liradan fazlaya kullanıyor. Bu bile haksızlığın daniskası değil mi?

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Bölge Haber gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
DÜNYA
E-sgk
Avrupa Haberleri