Advert
Advert
Advert
AKP’NİN ÜLKEYE AĞIR MAALİYETİ

AKP’NİN ÜLKEYE AĞIR MAALİYETİ

Bu içerik 502 kez okundu.
Reklam

Günümüzde, ülkemizin yaşadığı PKK kaynaklı iç terör ortamı ve Suriye ile yaşanan dış savaş tehdidi artarak güncelliğini korumaktadır.

   Süren terör eylemleri yeni değil.  Geçmişte, İngiltere ve Almanya’nın; günümüzde ise Rusya ile Batı bloğunun başını çeken ABD ve AB bileşkesinin Avrasya coğrafyasını kendi çıkarlarına göre biçimlendirme çabaları ülkemiz içinde sürekli bir gerilim yaratmaktadır. Tarihi kökeni olan, etnik Kürtçülük günümüzde de emperyalist emellerin araçlığı işlevini sürdürmektedir.   

   Yaşanan iç çatışma ve dış savaş geriliminin aşağı çekilmesi, giderek barışçıl bir döneme ulaşılarak, ulusun güvenliğinin sağlanmasında ülke yöneticilerinin yaşanan gelişmelere bakışı çok önemlidir. 

   Bilinmelidir ki, PKK terör örgütü 1970 yıllarda ilan ettiği amaçlarından uzaklaşmış durumdadır. Devletlerin elinde olan, gözetim araçları ve yeryüzünde bir noktayı vurabilen güdümlü silahlar karşısında hiçbir silahlı terör örgütünün başarı şansı yoktur. Bu nedenle yenidünyada (2000’li yıllar), ülkeler içinde sistem değişimi ve bölgesel kopuş hedefli örgütlenmeler (Eta ve İra) silahlı kalkışmaya başvurmaktan kaçınmaktadır. Değişim için özellikle, geniş halk tabanına sahip silahsız, “sivil” eylemlere başvurulmaktadır. Kuzey’de, Yugoslavya, Ukrayna, Rusya ( SSCB) Gürcistan, Türkmenistan, Kırgızistan gibi ülkelerle; Güney’de, “Arap Baharı” adı verilen Libya, Mısır, Tunus gibi ülkelerde muhalifler silahsız, sivil itaatsizlik eylemleriyle başarıya ulaştılar. 
   Bu gün terör örgütleri Suriye, Yemen, Türkiye gibi ülkelerde savaş boyutunda silahlı eylemler sürdürebiliyorsa, nedeni terör örgütlerinin dışarıdan destelenmesidir. 
   Çift kutuplu dünyanın çözülmesi ( SSCB’nin çökmesi) sonrası 2000’li yıllarda ABD’nin ve AB’nin önde ülkelerinin (İngiltere, Fransa, Almanya vb) de ayrı ayrı olmak üzere Ortadoğu’da fiziki olarak yer alma eğilimleri açıkça ortaya çıkmıştı. Afganistan (2001) ve Irak’ın (2003) işgal edilerek dış etkiyle yönetimlerinin değiştirilmesi ve ülkelerin bölünen parçalarına “üss”ler kurulması, bu eğilimin kanıtlarıydı. 
   Yaşanan süreçte AKP Hükümeti’nin, tek başına iktidar çoğunluğu ve bu çoğunluğun tek adama bağlı kararlar alması, 2000’li yıllarda Türkiye’nin en büyük şansızlığı oldu. 
   Türkiye, emperyalist ülkelerin Ortadoğu’yu hedef alarak Anadolu topraklarını (1918) işgali sonrası, ülkenin kurtuluşu ve yeni bir devletin kuruluşu sırasında önce iç sonra dış dengelerini sağlam ilkeler üzerine oturtmuştu. İçerde, Kürtlerin de katılımı ile Ulusal Kurtuluşu sağlayarak uluslaşma sürecini tamamlamış, etnik ayrımcılığı marjinal düzeye indirmeyi başarmıştı. Dışarıda ise, ekonomik sistemine ve siyasal düzenine bakılmaksızın, öncelikle yakın komşu ülkeler, Rusya (SSCB), İran, Irak, Yunanistan, Bulgaristan; daha uzaklarda ise Yugoslavya ve Afganistan ile dostluk ve İşbirliği anlaşmaları yapılarak, Türkiye’nin yöresinde bir güvenlik kuşağı oluşturmuştu. Yapılan anlaşmalarla emperyalizm ve emperyalist planlar bölgeden uzaklaştırılmaya çalışılmıştı. 
   2000’li yılların başında, emperyalist planların yeniden devreye girdiği bir dönemde, iş başına gelen ve kesintisiz iktidarını sürdüren AKP’nin, ülkenin iç dengelerine ve dış ilişkilerine ideolojik bakışı, günümüzde yaşanan sorunların kaynağını oluşturmaktadır. 
   İlk başta Irak yönetimi despot olmakla suçlandı, Batı operasyonlarına destek verildi. 1998’de Suriye’den çıkarılan PKK, Kandil ilçesine bu süreçte yerleşti. Sonuçta Irak bölündü ve dengeler Türkiye aleyhine bozuldu. İran ve Suriye ile mezhepsel farklılıklar öne çıkarıldı. Hiç bir neden yokken Suriye yönetimi hedef alındı. Suriye yanında, bölgede önemli komşularımız Rusya ve İran ile de ilişkilerimiz de bozuldu. İç savaş sürecine giren Suriye’de devlet otoritesi ortadan kalkınca, Suriye sınırımızda, Batı destekli yeni bir Kürt devleti ile burun buruna gelindi. Üstelik bu kez Suriye’de Kürt devletinin asıl mimarı PKK terör örgütü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve eş zamanlı olarak Türkiye’de, Suriye ve Irak’ta olduğu gibi, Özerk-Otonom-Öz Yönetim bölgeleri adı altında, Kürt devleti inşa çalışmaları başlatıldı. İŞID, PKK Ve PYD etkinliğinin en önemli nedenleri bu süreçtir.  Ve sürecin doğası gereği, komşu ülkelerin Türkiye’ye karşı etnik ve dinci terör örgütlerini desteklemeleridir. Girilen bu kaos ve terör ortamı ülkeye ağır bir maliyettir.
   Bundan sonra yapılması gereken; dinsel, mezhepsel, yönetsel farklılıkları öte yana bırakarak, komşularla ilişkileri ivedilikle iş başındaki yönetimler üzerinden sürdürmek; muhalif hareketlerin desteklenmesine son vermektir.  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
ÇALIŞANLAR DİKKAT! 1 0CAK’TAN İTİBAREN KESİNTİ OLACAK…
ÇALIŞANLAR DİKKAT! 1 0CAK’TAN İTİBAREN KESİNTİ OLACAK…
BALIK FİYATLARI TAVAN YAPTI
BALIK FİYATLARI TAVAN YAPTI