Advert
Advert
Advert
 SORUMLULUK ALMAK…

SORUMLULUK ALMAK…

Bu içerik 553 kez okundu.
Reklam

   Sadece kürek çekmeyen kişinin tekneyi devirecek zamanı vardır diyor Jean Paul Sartre… ne kadar güzel bir cümle!

   Sosyal sorumluluk kurumların toplumsal fayda sağlamak yönündeki davranışlarını ve hedef kitlelerine ilişkin yerine getirmesi gereken sorumluluklarını kapsamaktadır. Günümüzde gittikçe önem kazanan sosyal sorumluluk davranışı, hedef kitlelerin kurumlardan beklentileri arasında yer almaktadır. Sosyal sorumluluk, etik ile doğrudan ilişkili bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihin en eski dönemlerinden günümüze bazı davranışlar iyi, bazı davranışlar kötü olarak nitelendirilmekte ve de kötü olan davranışlar etik dışı olarak görülmektedir. Aynı durum meslekler bağlamında ele alındığına ise meslek etiği kavramı karşımıza çıkmaktadır. Sosyal sorumluluk alanı ise gerek toplumsal içeriği gerekse meslek niteliği ile etikle doğrudan ilişkili bir durumdadır.

   Meslek etiği demişken dostumuz gazetemizin sahibi İbrahim TIĞ’ı 31. yılını tebrik ediyorum. Duruşu, etik ve ahlaki sorumluluğu ile örnek gazeteciliği hepimiz ve şehrimiz için oldukça kıymetli…

   Sorumluluk “kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet” anlamına gelmektedir.

  Sosyal sorumluluk anlayışının temel amacı topluma yönelik fayda sağlamak olmalıdır. Bu durum gönüllülük ve hayırseverlik esasında gerçekleştirilebilmektedir.

  Tarihin en eski dönemlerinden bu yana var olan sorumluluk kavramı, ilk olarak insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen dinlerin içinde kendini göstermektedir. Dinler, bireylerle beraber topluluk ve toplumlara birçok sorumluluk yüklemektedir. Bu dönemlerde insanların kendi ilkeleri, kişisel yargıları, inançları, değerleri ve ahlaki görüşleriyle bir sosyal sorumluluk anlayışı geliştirmiş oldukları belirtilmektedir. Daha sonra insanlar arasındaki yaşayış ve iş yapış şekillerini belirtmek için birtakım yasalar ve kurallar kabul edilmiştir. Bu yasalar ile ödenecek en düşük ücret, işverenin borç ve sorumlulukları belirlenmektedir. Tarihte bu doğrultuda bilinen ilk yasalar Hammurabi’nin yasalarıdır. Dinlerin yayılması ile birlikte dini liderler ve dini kurumlar tarafından sosyal sorumluluğa ilişkin çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Fakir halka yardım edebilmek için çeşitli vakıf ve dernekler kurulmaya başlanmıştır.

   Tarihin içinde sosyal sorumluluğun devletin görevi olduğu anlayışından bunun tüm toplumun ve ağırlıklı kâr amacı güden kurumların bir görevi olduğu anlayışına doğru bir hareket görülmektedir. Günümüzde ise kurumların sosyal sorumluluklarını ne kadar yerine getirdikleri toplum tarafından sorgulanmaktadır.

   Sosyal sorumluluk ve etik konusu her geçen gün daha farklı bir boyut kazanmaktadır. Özellikle alanda yaşanan meslek açılımları ve sivil toplum örgütleri bu konunun gelecekte daha yoğun bir biçimde tartışılacağını ortaya koymaktadır.

  Zor günlerden geçtiğimizi düşünüyorsak bu sorumluluğu taşımak adına elimizi taşın altına koyabilme yürekliliğine sahip olmamız gerekiyor. Kendi ellerimizle inşa edeceğimiz zindan için, başkalarını suçlamak asla kabul edilemeyecek bir gerçekliktir.

İş işten geçtiğinde almaya çalışacağınız bir sorumlulukta kalmayacaktır. Başlayan yeni yaşam sizin adınıza artık o taşın altında devam edecek bir süreç olacaktır.

Fakat yine de çok geç değil. Şu an bile başlamak çok şey kazanmak demektir. Şimdi başlayarak hem kendi hayatımızı kurtarıp hem de umut edilen Türkiye portresini oluşturabiliriz.

  Ütopik geliyor değil mi?

  Çanakkale Savaşı’nda bizim galip gelmemiz de ütopik bir düşünceydi. Sevr’den Lozan’a gelinmesi de ütopyadan başka hiçbir şey değildi bazılarına göre. Televizyon, cep telefonu, bilgisayar ve daha niceleri hep ütopik düşünceler meyvesidir.

  O zaman hepimizin olmasa bile bir çoğumuzun ütopik düşüncelerle fikirlerle kavrulmamız en önemli nokta olarak gözüküyor.

  Hep birlikte elimizi taşın altına koyma dileğiyle…

  Çünkü büyük taşlar bir çok elin yardımıyla kaldırılır.

 

  “Demek ki kötülüğe karşı, fanatik, bitmek tükenmez gizli bir savaşa ister istemez ortak oluyoruz; fanatizm terimini bir dil alışkanlığı sonucu kullanmadım. Bunun iyi, şunun kötü olduğunu iddia eden biri bizi, her an kötü niyetliliğe, güvensizliğe, ardından da hoşgörüsüzlüğe ve nihayet cinayete hazırlar. Yabancı her  zaman düşmandır ve bu zihniyet içinde sonunda her şeye yabancıdır. Demek ki  kötülükle, yani farklılıkla kuşatılmışız ve yaşamımızın her anında bunu bertaraf etmekteyiz.”

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
ÇALIŞANLAR DİKKAT! 1 0CAK’TAN İTİBAREN KESİNTİ OLACAK…
ÇALIŞANLAR DİKKAT! 1 0CAK’TAN İTİBAREN KESİNTİ OLACAK…
BALIK FİYATLARI TAVAN YAPTI
BALIK FİYATLARI TAVAN YAPTI