Advert
Advert
Advert
ORTADOĞU KARİNESİ

ORTADOĞU KARİNESİ

Bu içerik 1310 kez okundu.
Reklam



1.Suriye

   Öncelikle bir gerçeğin altını çizmek gerekir.Ülkemizin komşuları arasında en olumlu ilişki kurabileceği iki ülke var.Bunlardan birisi Bulgaristan’dır; ikincisi ise Suriye’dir.
   Tarih şeridinde, 1950’li yıllardan 2000’li yıllara değin, bu iki ülke ile de sorunlarımız olduğu yadsınamaz. İki ülke ile yaşanan sorunların nedeni ise askeri, siyasal ve ekonomik alanda ikiye bölünmüş dünyanın “soğuk savaş” dengeleridir. Suriye ile sınır aşan ırmaklar sorunu yine eski dünya dengelerinin bir yansımasıdır. Bundan başka Suriye ile ülkemiz arasında Hatay sorunu yaşanmış; ancak 2000’li yıllarda Suriye, Hatay üzerindeki iddialarından geri adım atmıştır.
   Bulgaristan ile bir dönem soydaşlarımızla ilgili sorunlar yaşanmış; Cumhuriyet tarihi boyunca kalıcı başka bir sorun görülmemiştir.Geçmişte Türkiye, Batı Avrupa ve ABD ekseninde biçimlenen Kapitalist sistemin bir parçası olurken; Bulgaristan, Sovyetler Birliği’nin öncülüğünü yaptığı Sosyalist sistem içinde kaldı. Suriye ise Sovyetlerin askeri, siyasi ve ekonomik korunması altında Sosyalist sistemin bir ortağı durumuna geldi. Bu süreç içinde, uzun yıllar, PKK terör örgütüne en önde destek veren ülkelerden biri oldu.2000’li yıllardan sonra biçimlenen “Yeni Dünya” düzeninde, eski “soğuk barışa” dayalı bağından kopuş yaşayan Suriye ile ülkemiz arasında iyi komşuluk, dostluk ve işbirliği en üst düzeye çıkarıldı. Sınırlar kalktı, ticaret hacmi önemli oranda yükseldi; karşılıklı diplomatik ilişkiler sıklaştı.   

    14 Mart 2005 tarihinde, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Edelman, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, 12 Nisan 2005 tarihinde Suriye’yi ziyaret kararını eleştiren bir konuşma yapmış; “Umarız (Sezer, Şam’a) gitmez!” demişti. Tehdit kokan bu açıklamaya karşın, bu ziyaret zamanında gerçekleşti. Bu gelişme sonrası, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, 75 yıl sonra, devlet başkanlığı düzeyinde ülkemizi ilk kez ziyaret etmiş; TBMM’de alkışlanan önemli bir konuşma yapmıştı. Karşılıklı ziyaretler sonrası Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Beşar Esad arasındaki ilişkiler ailevi dostluğa değin uzanacak denli yakınlaşmıştı.

    Peki, sonra… Suriye ile aramızda ne oldu?Bu pek bilinmiyor. Yanıtını bulmak oldukça zor.

    İki ülke ve liderler arasında daha çok, namus davasına benzeyen ani bir düşmanlık gelişti.
    Dönemin başbakanı Erdoğan, komşu ülke Suriye’nin Devlet Başkanı Beşar Esad’a çağrı yaptı. Bu çağrı,
Beşar Esad’ın, Suriye Devlet Başkanlığı koltuğunu bırakması çağrısıydı. O günlerde bir iki şehirde ve sayısı onu geçmeyen kasabada gösteri yapan muhalefete devrini istedi. Erdoğan Mısır ziyareti sırasında hızını alamadı ve kesin bir ifadeyle “İn koltuğundan aşağı!” çağrısını yineledi. Giderek daha da sertleşen bir dil kullanarak ona haddini bildireceğini ilan etti. Ve dahası Suriye yönetimini devirmek için Türkiye’de muhalif toplantılar düzenlenmesine öncülük etti. Suriye muhalefetine açık destek vermeye başladı. Silah ve para yardımı yapıldı; başka ülkelerden paralı askerler tutularak Türkiye üzerinden Suriye’ye sokuldu. Libya’da üstlenen El-Kaide militanları, ağır silahlarla donatılarak ABD’nin desteğinde, Türkiye üzerinden Suriye’ye sokuldu. Yine, Kuzey Irak’tan geçen PKK militanları, Suriye’de ayrılıkçı Kürt Örgütü PYD-YPG saflarında birleşerek, Esad yönetimine karşı Türkiye –Suriye sınırını denetim altına aldılar. O günlerdebu unsurların Esad yönetimini devirme çabasındaher yolu mubah sayan Türkiye yönetiminden açık destek gördüğü gün gibi ortada. Suriye’de, Beşar Esad’a karşı ABD – El Kaide; Türkiye – PKK-PYD ittifak halindeydi. Sınırlarımızdan geçen bütün silahlar Türkiye’nin denetiminde veriliyor. Böylece PKK, bölgede Türk silahları ile Suriye’yi, Suriye silahları ile Türkiye’yi vurabilen güçlü bir koz haline geliyordu.
    Türkiye’den, Suriye’de yönetim muhaliflerinin eline, devlete ve yönetime saldırmaları, yönetimi devirmeleri için en ağır silahlar verilirken, yönetim görevi bir yana, can güvenliği bile tehlikede olan Suriye yöneticileri ve Suriye’de Anayasal belgeye dayalı görev yapan silahlı kuvvetlere ise isyancılar karşısında silah bırakma çağrısı yapıldı.

    Benzer gelişme, kırk yıldan beri Türkiye’ye karşı yıkıcı eylemlerde bulunan PKK teröründe yaşanmaktadır. PKK’nın organize ettiği terör eylemleri sonucu şehit sayımız hızla artarken sesini çıkarmayan, kanlı terör örgütünü kınamaktan dahi kaçınan bazı iç ve dış çevreler; eylemcileri izlemek üzere TSK’nin yürüttüğü operasyonlar başladığında devletin silah bırakmasından, masa başında çözümden dem vurdular.       Süreç bu gün daha yoğun olarak açıktan sürdürülmektedir.

    Oslo, İmralı ve Kandil görüşmeleri sonrası çözüm süreci bittikten sonra PKK saldırıları karşısında operasyonlar başladığında PKK, iç ve dış destekçileri öncelikle TSK’nin terör karşısında silah bırakmasını istediler. “ Devlet elini tetikten çeksin” çağrısında bulundular.Ve masa başında görüşme istediler.  Açık ki, Türkiye’nin silah bırakarak PKK isteklerini karşılamasıdayatıldı.

    Suriye Karinesi, Türkiye, Suriye’deki gelişmelere müdahil olmasaydı bile, Türkiye’nin iç ve dış güvenliğini etkileyecek olası sorunları içinde barındırmaktadır. Ancak ülkemizi yöneten AKP iktidarı, ülkemiz için en olumsuz senaryonun yolunu açmış oldu. Ülkemiz yalnızca Suriye ile değil; en yakın ve güçlü komşularımız Rusya ve İran ile de ilan edilmemiş bir savaşın eşiğine geldi. Başka aktör ülkelerle de karşı karşıya gelmiş durumda.

   Karşımızda çözümü zor, çok bilinmeyenli çok denklem var.

   Bu açmazlara ışık tutmak ve olası gelişmeleri kestirmek için bölgemizde konuşlu güç aktörlerine ve aralarındaki ilişkilere, bu ilişkilerin       Türkiye’ye yansımalarına göz atmak zorunludur.
   Devamı gelecek dizide..

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
ÇALIŞANLAR DİKKAT! 1 0CAK’TAN İTİBAREN KESİNTİ OLACAK…
ÇALIŞANLAR DİKKAT! 1 0CAK’TAN İTİBAREN KESİNTİ OLACAK…
BALIK FİYATLARI TAVAN YAPTI
BALIK FİYATLARI TAVAN YAPTI